


*Tatlı suyunu denizden elde ediyor.
*32 metre boyundaki tekne nokta dönüşü yapabiliyor.
*Güneş Panelleri aynı zamanda yelken görevi yapıyor.
*12 kişi taşıma kapasiteli, konforlu ve 80 yıl kullanım ömrü var.
İşte onlardan bazıları:..


Posted by: osmandemirci on: Haziran 17, 2009
Ankara Üniversitesi Manyetik Malzemeler Araştırma Grubu’nun geliştirdiği manyetik soğutucu malzemenin yalnızca Türkiye için değil, dünya için de çığır açıcı bir buluş olduğu bildirildi.
ANKARA – AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Elerman başkanlığında doktora öğrencileri Süheyla Yüce, Ercüment Yüzüak, Dr. İlker Dinçer ve Dr. Barış Emre tarafından geliştirilen soğutucu malzemeler, fakültede düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.
Prof. Dr. Elerman, mevcut soğutma teknolojisinin buhar sıkıştırmalı kompresör teknolojisine dayandığını ve bu teknolojinin çevreye önemli zararlar veren içeriklere sahip olduğunu anlattı.
Bu nedenle dünya soğutma endüstrisinin Ar-Ge harcamalarının önemli kısmını alternatif soğutma teknolojilerine ayırdığını belirten Elerman, bu teknolojinin zararlı gazlar üretmediğinden çevre dostu olduğunu, yüksek verimle ve sessiz çalıştığını, uzun kullanım süresinin bulunduğunu aktardı.
Posted by: osmandemirci on: Haziran 11, 2009
ANKARA – İstanbul Lisesi’nden iki Türk gencinin geliştirdiği robotlar, Intel-ISEF’in ABD’de düzenlediği ve 56 ülkeden bin 563 öğrencinin katıldığı ”Uluslararası Gençler Bilim ve Mühendislik Yarışmasında” üçüncülük ödülüne layık görüldü.
ABD’nin Reno kentinde 9–15 Mayıs 2009 tarihleri arasında düzenlenen yarışmada Türkiye’den katılan ekipte yer alan Erdem Başeğmez, küçük robot tasarımlarında genelde elektrik motorlarının kullanıldığını, ancak bu motorların çok ağır ve büyük hacimli olduğunu ve tasarladıkları üç ayrı robotun da hareketlerini yalnızca nikel ve titanyum tel kullanarak geliştirdiklerini bildirdi.
Nikel ve titanyumun ısıtıldığında daha küçük yapı haline geldiğini ve ortaya bir kuvvet çıktığını belirten Başeğmez, bu kuvveti robotların hareketini sağlamada kullandıklarını belirterek, ”Bu özelliği ile nikel ve titanyum alaşımının mikro ölçeklerde kullanılmaya en uygun aktivatör olduğunu iddia ettik” diye konuştu.
Posted by: osmandemirci on: Ağustos 13, 2008
ODTÜ Teknopark’ta geliştirilen ve dünya oyun pazarında yarışa giren “Hükümran Senfoni” oyunu üç
ayda 100 bin kullanıcıya ulaştı.
“Hükümran Senfoni” adlı Türk bilgisayar oyunu, 9 Mayıs tarihinde internet üzerinden test aşamasında uygulamaya açıldı. Geçen üç ay içinde kullanıcı sayısı 100 bine ulaştı. ODTÜ Teknopark yetkilileri, bu hızla devam etmesi halinde “Hükümran Senfoni”nin birinci yılın sonunda Türkiye’nin en çok oynanan oyunu olacağını belirtiyorlar.
ODTÜ Teknopark’taki Ceidot Oyun Stüdyoları yöneticisi Erkan Bayol, oyunun henüz açık beta aşamasında bulunmasına rağmen Türk yunseverlerin gösterdiği ilgi ve güvenin “olağanüstü” olduğunu söyledi, Türkiye’de en çok oynanan ve Almanya’da üretilen tarayıcı tabanlı oyunlardan Travian’ın 2004 yılında yayınlanmaya başlandığını ve o dönemden bugüne kadar Türkiye’de 400 bin dolayında oyuncusu olduğunu anlatan Bayol, “Yani 4 yılda 400 bin seviyesine gelmiş bulunuyorlar ki bu rakam ciddi bir başarıdır” dedi.
Posted by: osmandemirci on: Ağustos 9, 2008
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) ve Harvard Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü projede, geleceğin bilgisayar teknolojisi olarak öngörülen kuantum bilgisayarlarda kullanılacak nanooptik devreler geliştiriliyor.
Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay, projenin Türkiye ayağının yürütücüsü olarak görev aldığını ve bu araştırmaların sonucunda ortaya çıkan buluşlarla gelecek nesil bilgisayarlara Türkiye’nin de büyük katkısı olacağını belirtti.
Günümüzde kullanılan bilgisayarlardaki işlemci teknolojisinin silikon malzemesine dayandığını belirten Prof. Dr. Ekmel Özbay, “Şimdiye kadar transistörlerin boyutlarının küçülmesi sayesinde her 2 yılda bir, bilgisayarlar 2 kat hızlanabiliyordu. Ama silikon temelli bu teknoloji ile 10 yıl sonra bir hız sınırına ulaşacağız ve silikon temelli bu bilgisayarları daha hızlı yapamayacağız” dedi.
Posted by: osmandemirci on: Ağustos 8, 2008

Posted by: osmandemirci on: Ağustos 7, 2008
Ülkenin teknolojik seviyesinin yükseltilmesi için disiplinler arası bilimsel araştırmaları yönetmek, desteklemek ve ileri teknolojilerle donatmakla görevli ATSU’nun, aynı zamanda yeni nesil bilim adamlarının ve teknoloji uzmanlarının eğitiminde endüstri bağlantılarının sağlanması gibi işlevleri bulunuyor.
Ukrayna’nın 4 farklı ilinde ana birimleri ve 17 ilde alt birimleri ile akademik faaliyetlere bağlı olarak 9 teknik birimi bulunan ATSU’da mühendislik, bilişim teknolojileri, aygıt yapımı, gıda üretimi, inşaat teknolojileri gibi pek çok konuda faaliyet sürdürülüyor.
Üyeleri dünyaca tanınmış ödüllü bilim insanlarından oluşan Akademi’nin 110 asil, 106 yan ve 4 aday üyesi bulunuyor.
Rusya, ABD, Almanya gibi ülkelerden 27 yabancı bilim insanı üyesi bulunan ATSU’dan TÜBİTAK MAM Başkan Vekili Önder Yetiş’e üyelik teklifinin kabul edilmesiyle ilk kez bir Türk bilim insanı Ukrayna Teknolojik Bilimler Akademisi’nde göreve alacak.
Üyelik, Rusya ve diğer ülkelerde sivil ve savunma kurumlarında yapılan işleri yakından takip etmek, araştırma sonuçlarını üye akademik kuruluşlarla tartışmak, iş birliği konularını belirlemek ve Türkiye’deki teknolojilerin uluslararası boyutta bilinirliğini sağlamak bakımından önem taşıyor.
Posted by: osmandemirci on: Nisan 22, 2008
1997′de aynı üniversitenin Bilgisayarlı Tasarım kürsüsüne asistan olarak girip Avrupa Uzay Havacılık Dairesi’nin (ESA) uzay istasyonu tasarımını yönetti. Mühendislik lisansını yüksek teknoloji (high-tech) yapılar üzerine gerçekleştirdi.1999 Nisan ayında Japonya’dan davet alarak Tokyo Üniversitesine doktora eğitimi için geldi. Aynı sene Kajima şirketinin tasarım bölümüne girerek Japonya’da yapılması planlanan 800 metre yüksekliğindeki DIB-200 binasının tasarımını yönetti. Projenin getirdiği yankı üzerine, 2000 senesinde NASA’nın “Uzay Asansörü” çalışma grubuna davet edildi ve aynı senenin sonunda projenin başına getirildi.
2003 senesinde “uzay teknolojisi ve insan yerleşimleri” üzerine doktorasını yazdı ve yardımcı doçent olarak Japon Uzay Havacılık Dairesine tarihindeki ilk yabancı olarak kabul edildi. 2 ay sonra, uzay asansörü projesini “ATA” adı altında yenileyerek JAXA’da uzman ve öğrencilerden oluşan 58 kişilik bir grubun başına geçti.Bugüne kadar JAXA’nın Hayabusa uydusunun tasarımı ve Uluslararası Uzay İstasyonuna eklenmesi planlanan “Kibo” modülünün geliştirilmesinde de rol oynadı. 
ATA Uzay Asansörü dışında gene JAXA’nın en önemli teknoloji programlarından biri olan “güneş antenleri” projesinde de kendi grubuyla anten tasarımlarını hazırladı. Uydu ve antenler için hazırlanan tasarımlar Bandai şirketi tarafından çocuklar için oyuncak haline de getirildi.2005 Mayıs ayında “Infra-Free Structures” (altyapıya gerek duymayan yapılar) konseptini kurarak uzay teknolojisinin yeryüzü teknolojine transferiyle doğal felaketler ardından insanlara yardım ve 3. Dünya ülkelerinde altyapıya gerek duymadan yaşama elverişli üniteleri tasarlayarak doçentliğini aldı ve Tokyo Üniversitesinin Mühendislik Fakültesinde en genç ve tek yabancı öğretim üyesi oldu.
2004 senesinde doktora yıllarında yazdığı “11.boyutta uzay teoremi” ile Cambridge Üniversitesi fizik ödülünü ve 2005 senesinde bilim teknoloji dalında Amerikan Şeref madalyasını kazandı. Aynı konuda Japonya’da “Uzayın dışı” adlı ilk kitabını hazırladı.İkinci kitabı “Guidebook”u Haziran ayında, üçüncü kitabını (adı henüz karar verilmedi) ise Eylül’de yayınlayacak olan Anılır, aynı zamanda gelecek sene hem kitap hemde yönetmen Ootomo Katsuhiro’nun animasyon haline getirmeye planladığı “Evrim” isimli senaryosunu da hazırlamaktadır. Ayrıca Japon televizyonunda yayınlanan “Whiteman” (Beyaz Adamlar) programının sunuculuğunu da üstlenmektedir.
Princeton ve Hong Kong üniversitelerinde konuk profesör olarak da görev yapan Anılır, NASA Johnson Uzay Merkezi ve NASA Ames Araştırma labaratuvarlarının çalışmalarına da katılmaktadır. Amerika Uzay Havacılık Enstitüsünün (Amerian Institute of Aeronautics and Astronautics) Tasarım ve Mühendislik Komitesi’nin (Design Engineering Technical Committee) eğitim ve teknoloji sorumluluğunu da üstlenen Anılır, 70ten fazla uluslararası yayına sahiptir ve Marquiz grubu tarafından yayınlanan Yüzyılın Bilim Adamları ansiklopedisine de dahil edilmiştir.
Posted by: osmandemirci on: Nisan 22, 2008





Posted by: osmandemirci on: Nisan 22, 2008

Henüz 28 yaşında. Ancak yaptıkları ile Economist, Focus ve Nature gibi ünlü dergilere konu oldu. Mehmet Fatih Yanık, uzmanların ancak -270 derecede durdurabildiği ışığı, oda sıcaklığında ve bilgisayar çipinde hapsetmeyi başardı.
NANO CERRAHİNİN İLK ADIMINI
YANIK ATTI
Ünlü Stanford Üniversitesi’nde doktora yapan Yanık’ın buluşu çok hızlı işlem yapabilen geleceğin sistemi kuantum bilgisayarları ile sinir hücrelerinin yenilenmesinde kullanılacak ileri nano cerrahinin ilk adımı.
MATRIX’TEKİ BİLGİSAYAR SİSTEMİ KURULACAK
Türk bilimadamları da Yanık’ın buluşunun bilim dünyası için büyük bir adım olduğunu açıkladı: Şimdi ancak bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz iletişim teknolojisi bu buluş sayesinde hayata geçebilecek.
*Işığı odaya hapsetti bilimde devir değişti
*Genç Türk bilimadamı Fatih Yanık, ışığı oda ısısında durdurmayı başardı… ‘Matrix’ ve ‘Azınlık Raporu’ filmlerinin bilgisayar teknolojisi artık hayal değil.
*Mehmet Fatih Yanık, ABD’de yaşayan en genç Türk bilim adamlarından. Henüz 28 yaşında. Bilim ve Teknik dergisiyle başlayan teknoloji merakı, onu bugün bilim literatürüne geçen birçok buluşun sahibi haline getirdi. Yanık, dünyaca tanınmış Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinde fizik ve elektrik üzerine burslu lisans eğitimi aldıktan sonra halen Stanford Üniversitesi’nde doktorasını sürdürüyor. Genç adam, önceden -270 derecede, gaz halindeki atomlara transfer edilerek hapsedilebilen ışığın, oda sıcaklığında ve çip teknolojisinde kullanılan mikro optik devrelerle durdurulmasını sağlayarak tarihe geçti.
SİNİR HASTALIKLARINA ÇARE
Yanık beri yandan da, bu icadının sağlık alanında kullanılabilmesi için, bir saç telinin binde biri kadar küçük boyutlarda çok hassas cerrahi müdahale yapılmasını sağlayan nano cerrahi tekniğiyle sinir hücresi yenilenmesi üzerinde çalışmaya başladı. Fatih Yanık, bu çalışmaların sinir sistemiyle alakalı hastalıkların tedavisinde önemli rol oynayacağını belirterek, “Çok küçük organizmalarda sinir hücresi yenilenmesini çalışabiliyoruz. Bu kadar küçük organizmalarda sinir hücrelerinin yenilenmesini çalışabilmek moleküler biyoloji ve tıp açısından oldukça önemli. Küçük organizmalarda insanlar üzerinde yapamayacağımız moleküler deneyleri yapmamız mümkün. Bu sayede sinir hücrelerinin nasıl çalıştıklarını ve nasıl yenilendiklerini moleküler seviyede daha iyi anlayabileceğiz. Bu da, insanlarda sinir sistemiyle ilişkili hastalıkların tedavisi için çok önemli” diye konuştu.
HER ŞEY DERGİLERLE BAŞLAMIŞ
Babası emekli subay, annesi ev hanımı olan Yanık, ilkokulu İstanbul Çapa’da bitirdikten sonra ortaokulu Antalya Anadolu Lisesi’nde okudu ve Ankara Samanyolu Fen Lisesi’nden mezun oldu. Yanık, bilime olan merakının bilim ve teknik dergileriyle başladığını belirterek, “Ortaokul yıllarımda dayım bilim teknik dergileri getiriyordu. Kuantum fiziğinin ne olduğunu o zamanlar öğrendim. Ailemde diğer bir fizikçi ise kardeşim Ahmet Yanık. Kendisi de nano teknoloji üzerine çalışıyor” diye konuştu. Genç bilimadamının fizik sevgisi kendisini fizik olimpiyatlarına kadar götürdü. Türkiye’de her yıl seçilen 5 kişilik takıma ilk olarak 1994′te girdi. Çin’de onur belgesi ve teoride bronz madalya aldı. 1995 yılındaysa Avustralya’da kardeşiyle birlikte gittiği olimpiyattan bronz madalya ile döndü. Yanık, “Türkiye’ye dönecek misiniz?” sorusuna “Şu anda bir süre daha ABD’de çalışmalarıma devam etmeyi düşünüyorum. Türkiye’de de çalışmalarımı sürdürmem mümkün. İleride kuantum fiziği ve moleküler biyolojinin kesiştiği konularda çalışıp kendi laboratuvarımı kurmaya çalışacağım” yanıtını veriyor.
Posted by: osmandemirci on: Nisan 5, 2008

ABD, İsrail, İngiltere ve Hindistan’da savunma sanayiinde kullanılan ve üretim yöntemi sır gibi saklanan lazer, Türk mucitler tarafından üretildi.
Özelleştirme Sosyal Destek Projesi (ÖSDP) kapsamında Adana Sanayici ve İşadamları Derneği’nce (ADSİAD) hazırlanan ve Dünya Bankası tarafından desteklenen Adana İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) bünyesindeki Ment-Isoft firması çalışanları tarafından üretilen lazer tekstil sektöründe kullanılmak üzere üretildi. Firma sahibi Alpay Bekret, yaptığı açıklamada, ürettikleri lazerin geliştirildiği takdirde savunma sanayiinde silah ve mayın tespiti, kilometrelerce uzaktaki sesleri dinleyebilme ve veri alabilme gibi özelliklere sahip olduğunu söyledi. Dünyada sadece ABD, İsrail, İngiltere ve Hindistan’ın özellikle savunma sanayiinde silah olarak kullandığı lazerin üretim yönteminin sır gibi saklandığına dikkat çeken Bekret, “Türkiye’de lazer üretimi yok. Dolayısıyla Türkiye, birçok sektörde kullanılan lazeri, dışarıdan en az 4-5 bin dolara ithal ediyor. Biz patentini aldıktan sonra bu lazeri 200-300 dolar gibi fiyata satmayı planlıyoruz” dedi.
Türkiye’de enerji üretimi sıkıntısı yaşandığına da dikkat çeken Bekret, lazer ışınlarının soğuk füzyona uğratılmasıyla enerji elde edilebileceğini kaydetti. Lazerin kullanım alanlarının türlerine göre değişebildiğini belirten Bekret, şunları söyledi:
“Lazer birçok hassas sektörlerde kullanılabiliyor. Bir mermer, dağdan kesme makineleriyle blok halinde kesilirken, kırıklar oluşuyor. Ancak lazerle yapılacak olan işlem kusursuz oluyor. Çünkü, lazer ışını bir jiletten 30 kat daha keskin ve ince. Böyle olunca da hata yapma oranı sıfıra iniyor. Bir cismin içini açmadan içindeki alana müdahale yapılması somut makinelerle mümkün değilken, lazer cismin içine işleyerek üst katmana zarar vermeden içine müdahale edebiliyor. Lazere sahip olan ülkeler daha çok savunma sanayiinde kullanıyor. Teklif gelmesi halinde geliştirerek Türk savunma sanayisine katkı sağlayabiliriz. Bu konuda tekliflere açığız” diye konuştu.
Lazerin mucitlerinden Adnan Işık ise yaklaşık 3 yıldır üzerinde çalıştıkları lazeri yaklaşık 70 bin dolara mal ettiklerini belirterek, “Önemli olan bu lazeri üretebilmekti. Biz lazeri yönlendiren kontrol mekanizması tüpü ve bu tüpün içerisindeki kimyasalları üretebildik. Sıra bunu geliştirmekte. En çok 30 wolt civarında bir güce ulaşabildik. Ama bu lazer ABD’de ilk kez üretildiğinde 0,5 wolt güç yapılabilmişti. Yani bunu başarmamız oldukça büyük bir gelişme. Biz tekstil amacıyla ürettik ama geliştirildiği takdirde savunma sanayi ve daha bir çok alanda kullanılabilir” dedi.